11 Aralık 2009 Cuma

item item




  • yağmursuz günlerde servis beklerken sabahları, üstümden kalabalık bir grup kuş sürüsü geçiyor. önce en kalabalık grup geçiyor, akabinde daha az kalabalık grup. ben vay be, hayat ne güzel, doğa işte falan demektense kollarımla başımı kapatmayı ve bu şekilde kafama gelmesi muhtemel dışkılardan korunmayı tercih ediyorum. bunun bir meali olmalı.

  • yılbaşı neşesinin mantığı nedir, yoksa bu bir kurmaca mıdır bilmiyorum. ama böyle renk renk süsler, çam ağaçları falan, bilemiyorum cidden, kararsızım. çok kapılmamakla birlikte süsleyenlere yardım edesim de oluyor, kimse beğenmese de yardımımı.

  • her sabah yürüyüş yapan yaşlı amcalar grubu vardı, hatta yanlarında hep bir de köpek oluyordu. ben servis beklerken yanımdan geçiyorlardı, bir yazımda konu etmiştim. yağmurda pes ederler, yürümezler sanmıştınız di mi? sadece köpek pes etmiş, amcamlar ellerinde şemsiye hızlı adımlar ve neşeli yüzlerle sabah yürüyüşlerini yapıyorlardı. bu sabah, gözlerimle gördüm.

  • kendimi kilit altında gibi hissediyorum zaman beni kısıtlayınca. diyelim ki gazete keyfi yapcam, ama bir süre sonra da bir yerde olmam lazım. ve o saatte o yerde olmak için öncesinde halletmem gereken işler var. işte böyle olunca gazete keyfim strese dönüşüyor. zamanın zsini bile düşünmeden yaşayabileceğim bir hayat için ne yapmam gerekiyor acaba?

  • bazen yaptığımı delicesine değersizleştirme ve manasızlaştırma eğilimim oluyor. belli dönemlerde bunu yapıyorum ve işte böyle zamanlarda insanlığa olan öfkem başlıyor..

  • şu beni geren konuşmayı bugün yapsam diyorum, hazır kotumu da giymişim, ne olacaksa olsun modundayım.

  • kendi şirketim bana milim indirim yaptığı için iş yaptığım eski şirketlerden araba indirimi dilenir oldum. nitekim daha fazla indirim yaptılar. utan ey şirketim!

  • sezen aksu aşerdim, grooveshark sen çok yaşa, iyi ki varsın, add all dedim ve sabahtan beri sezen dinliyorum. iyi geldi..

  • cuma öğleden sonrası başladı. yağmur ve cuma. trafik için başka birşeye ihtiyaç var mı?

3 yorum:

malumafatrus dedi ki...

yaşlı amcalar da teyzeler de senin benim gibi değil, onlar hayatın her türlü zorluğunu görüp test etmiş ve artık hayatın sunduğu herşeyi lütuf olarak aldıkları için ( kısıtlı zaman teorisi) yağmur çamur da korkutmuyor onları.

Zaman denilen şey aslında sonsuz, onu sınırlayan bizleriz. niye bir gün 24 saat ki, dünya kendi etrafında dönüyor, bu yüzden o 1 gün demektir diyen mutlaka bir insaoğludur. Ayrıca sınırsız bir zamanda elbetteki zamanın değeri bilinmezdi.

ben şahsen çocukluktan gelen bir hevesle yeni yılı seviyorum, ama hala bir yılbaşı planım omladığı için de bedbahtım. insan kendini illa bir şekilde uyuşturmalı yazın yaz tatili, kışın bayram seyran yılbaşı, doğum günü ondan çok görme bize bunları, sen de hoppidi hop yap.

Fery... dedi ki...

Tuğbişim yılbaşında taverna yapcaz :) artık adını bildiğim sevgili kuşburnu sen de gel piyanist şantör eşliğinde girelim 2010 a :)

Ben her yerin ışıl ışıl olmasını seviyorum saçma olduğunu bilsem de pra tuzağı olduğunu bilsem de o görüntü beni mutlu ediyor...

Şu an Ankara'dayım burayı sevmek için tek bir sebebim yok ama Karum ışıl ışıl en azından camdan dışarı baktığımda müşteriye sinirlenip haspinallaaahh dediğimde ışıkları görüyorum...

Güzel değil mi sence de?

mervetan dedi ki...

güzel tabii, işte ben de onu diyorum, sinir oluyorum bunu güzel bulmama, nolacak sanki, ışıklar yanıp sönse, yanmasa.. ankarada olmana üzüldüm. ankara istanbul dönüşünden başak dönüş tanımam. niyeyse çok bayıyor ankara beni.