12 Nisan 2010 Pazartesi

temdit-i pasaport 2

Bugün bir kez daha gördüm ki devlet dairelerinin hali içler acısı. Özelleştirme bazı noktalarda çok ciddi farklar doğuracak, buna inandım ben. Nitekim, 2008'deki yazımı tekrar bir okudum da, 1,5 yılda hiç mi ilerleme olmaz, hiç birşey mi değişmez?
Neyse, benim asıl paylaşmak istediğim şey pasaport uzatma işlemini nasıl daha verimli hale getirebilirler meselesi. Naçizane önerilerim var, durum tespitleri ve akabinde önerilerle dolacak olan bu yazıyı görecek bir devlet dairesi mensubunu hayal etmekteyim. Haydin hayırlısı. Maddeleyelim efenim furuş misali..
  • Pasaport uzatma veya çıkartmak, her ne ise yapılacak işlem, bunun için internetin İsi dahi kullanılmıyor. Online başvuru diye bir sistem var, evet, ama ne hikmetse bana hiç güven vermiyor. Kaldı ki online da olsa offline da olsa oraya gidip, o kuyruğa girip, o evrakları, o parmakizlerini vermem gerekecek mi gerekmeyecek mi? Gerekecek. Önerim şu; bir kere en basitinden form online doldurulsun ve form doldurma esnasında form üzerindeki bilgilerin doğrulukları kontrol edilsin. Bir kere ben forma TC kimlik no giriyor muyum, giriyorum, bu numara benim herşeyimi ifşa edebiliyor mu? Edebiliyor. O halde ben bu numarayı girince - tüm bilgilerin otomatik dolması bir ütopya olur kabul ediyorum - ama en azından girdiğim diğer bilgilerin doğruluğu kontrol edilsin. Hatalı giriş yaptıysam beni uyarsın. Adresi boş geçemezsin, şuraya eski numaranı yazman gerekiyor falan desin. Sonra ben formu doldurup - hatasız ve muhteşem bir şekilde - gönder tuşuna bastığımda bana hangi ilçeye başvuracaksın canım desin. Ben seçeyim listeden. Seçtiğim ilçeye göre bana sorsun, ne gün gelmek istersin, salı gelmek isterim canım diyeyim, kaçta canım desin, sabah açılır açılmaz geleyim ki ordan da işe giderim diyeyim. Tamam canım desin, numaran bu, bu numarayla salı sekizbuçukta gel. Gelirken nüfus cüzdanı fotokopini, dekontunu, fotolarını unutma diye de hatırlatsın bana. Ben salı gittiğimde de - herşeyim zaten dört dörtlük olacağı için - iki dakikalık bir işlem sonucu elimdekileri alsın, bana bir numara versin, şu gün gel teslim al canım desin. Ben de öpeyim yanacıklarından. Hatta varolan iki vezneden biri internet veznesi olsun ki internet kullanımı arttırılsın, lan biz onbeşbin dakkadır beklerken bu kadın nasıl oldu da iki dakikada neşe ve huşu içerisinde mekanı terketti diye şaşkın bakanları da gaza getirsin. Ne de olsa onlar o gün işlerini tamamlayamayacak, ertesi gün daha daha erken bir saatte yola dökülecekler.
  • Bu internet meselesi çok hayali, güvenmiyoruz biz, internette hackleme olur, cart curt olur diyip varolan sistemi düzelt sen derse bana sevgili okuyucum (devlet dairesi mensubu kişidir bu) tamam derim, ona da önerim var elbet. Ben ütopyaları sevdiğim için zor olandan başladım anlatmaya. Şimdi bunun için öncelikle yeni bir maddede varolan durumu - bugün yaşadıklarımı - dökeyim yazıya.
  • Sabah 6'da kalkıp ilçe emniyete gittik. 7'ye on kala gibi kapının önünde duran polise napcaz dediğimizde pastanede bir abi olduğunu ve bir listeye adlarımızı yazacağını söyledi. O listeye göre bizi içeri alacaklarmış. Eyvallah ciğerim diyip pastaneye gittik. Abi bizi listeye yazdı, takribi 15 kişi vardı bizden önce. Oh dedik, iyi ki erken geldik. Ve 10 dakika içerisinde listeye 40 numara yazılıyordu. Oturduk poğaça ve moğaça yedik. Bir baktık abi yok. Hesabı ödeyip mekanı terkettik. Abi ve saz arkadaşları girişe yakın bir direğin orda toplaşmışlardı. 7 buçuk gibi sıra olun demiş nöbetçi. 7 buçuk gibi adlarımızı okudu abi, sıra olduk, tek sıra, askeri düzen, bu sırada bizi içeri alacakları için sıra önemliydi. Kaynak yapmaya çalışan çok oldu elbet. Hele son gelip en arkaya konuşlanan, isim bile yazdıracağından bihaber leylaları hiç saymıyorum. 8.30 gibi yaklaşık 100 kişilik kuyruk tek sıra halinde içeri girdik. Önce bir cihazdan geçtik, sonra TC numaramızla girişimizi yaptılar. Sonra koşmaya başladık. Neden koşuyorduk? Çünkü önümüzdekiler koşuyordu ve arkamızdakiler de koşarsa bizi geçip sıramızı kapabilirlerdi. Öndeki yaşlı amcayı geçmemeye özen göstererek bir güzel koştuk. Qmatik olmaya çalışan bir aletten sıra aldık. Tam ayrılıyorduk ki parmak izi için ayrı numara alınması gerektiğini öğrendik. Tamamen şans eseri edindiğimiz bu bilgi sayesinde doğru üst kata çıkıp parmak izi sırasına girdik. 5. ve 6. idik. Ama bizden öncekiler yukarı çıkmayı akıl etmedikleri için ilk biz girdik ve parmak izi işini jet hızıyla halletmiş olduk. (sevinç nidaları) Bu arada benim 2008 yazısında parmak izi verdiğimi sevgili okur zaten farketmiştir, evet tekrar verdim, vermiş miydin daha önce diye sormadılar bile. Sistemde de çıkmadı zaten. Bu sefer sordum ama, bir kere verince bir kere daha verilmiyormuş. Ben yine de fotokopi çektirip orjinalini kendime sakladım. Sonra aşağı indik, aşağıda sıra henüz başlamamıştı. Beklemeye başladık. Bir adet memurcuk vardı. Bir kişinin işini yaklaşık onbeş yirmi dakikada yapıyordu. Ne sürat ama! Biz ilk yirmideydik tabii. Bizden sonra sıra anında 130u bulmuş, sonra da tekrar başa dönmüş. Yani her numaradan iki tane var. 10 diyorlar mesela, iki tane 10 geliyor. Neyse, bu kargaşa çabuk çözüldü de fazla gerilmedik. Bir süre sonra bir başka memurcuk daha gişe açtı. 1,5 saat sonunda işimizi halledip çıktık. Toplamda 3 saat 15 dakika süren bu macera da sona ermişti. Sonucunun hayırlı olacağını - pasaportlarımızın uzatılacağını - umarak oradan ayrıldık.
  • Şimdi gelelim önerilere; orada saatlerce oturup bekliyor insanlar, o bekleme esnasında birisi gezse, milletin formunu kontrol etse, eksik gedik var mı baksa, eksik evrak var mı baksa, sonra da kontrol edilmiştir kaşesi bassa. Eksikleri tamamlamak için insanlar sıralarının gelmesini beklemese. Bir danışma kabini olsa, iş yapan garip memurcuklar hem iş yapıp hem milletin bitmek bilmeyen sorularına cevap vermekle uğraşmasa. İkiden çok gişe çalışsa, arkada gezeleyen şahıslar da bir gişeye konuşlansa. Parmak izi için ayrı numara alınması gerektiği girişte büyük puntolarla yazsa, sabah altıda kuyruğa giren kişiler için hayat daha güzel olsa. Parmak izi sırası parmak izi odasının girişinden verilse, ekrandan yapılacak işlem seçme zeka seviyesinde olmamız bizden beklenmese. Danışma olamıyorsa, tüm soruların cevaplarını içeren, adım adım pasaport çıkartma, adım adım pasaport uzatma kitapçıkları olsa, girişte tc numaramız ile kaydımızı alan amca elimize birer tane bunlardan tutuştursa.
  • Neticede yurtdışına çıkmak istemek demek eziyetlere açık olmak, parayla rezil olmak - iki yıl uzatma bedeli 304 TL, ne için??? - ezik olduğunu kabul etmek demek.
  • Pasaport kuyruklarının uzama nedeninin çipli pasaporta geçiş ve şengen vizelerinin on yıldan eski pasaportlara verilmemesi olduğuna dair duyumlarım var. Yine de algılayamıyor, algılayamıyorum. İki yıl bu eziyete katlanmayacağım için bu saat itibariyle buna katlanması gerekenlere boş başarılı şanslar diliyorum.
  • Ve bitiriyorum. Ya sabır..

9 yorum:

varol döken dedi ki...

beyoğlu ilçe emniyet müdürlüğü'nün o zaman örnek gösterilmesi gerekir:) zaten orada karşıdaki pastanede sıraya geçsen bir daha müdürlüğe geri dönemeyebilirsin (tarlabaşı orası kan alırlar kamil, tavşan kanı:)

ben internetten gerekli evrak kontrolünü yaptım, cuma sabah uzatma parasını halkbank'a açılır açılmaz 9'da yatırıp dekontu aldım ve 9.15'de müdürlüğe girdim... burdan sonrasını ben de maddeleyeyim, modaya uyayım, bayılırım moda, sonuçta moda insanın kendine yakışanı maddelemesidir:

1- memur, nüfus cüzdanın var mı dedi, ehliyet var dedim, ısrarla sordu, sinirlenecektim ama sonra hatırladım ki internette de ısrarla nüfus cüzdanı deniyordu, yani hata bendeydi... memur, pazartesi gelmemi önerdi ama pek tabi evimin 15 dakika mesafede olduğunu bilemezdi... bir taksiye atladım, nüfus cüzdanını kaptım, karşıda fotokopisini çektirdim ve ben geldim diyerek içeri girdim sevinçle... sen kimsin dedi, dedim beni hatırlamadın mı ben ya işte ben nüfus cüzdanımla bir bütün oldum şimdi ben oldum işte bak ben, içeriye girdikten sonrası hayali tabi:)

2- uzatma mı yeni mi dedi, uzatma dedim, sıra numarası alın ve form doldurun dedi, aldım, doldurdum... sıra numarası gelmeyecek gibiydi, memura sordum... öğleden önce gelmez dedi... işyerim de müdürlüğe 15 dakika olduğu için o zaman ben gideyim dedim...

2 a) bu evine ve işyerine o kadar yakın olmayanlar için ara madde, o zaman ya beklemek ya pazartesi daha erkenden sıra almak zorunda kalacaktım ama bunun için müdürlüğü değil sanırım 3 çocuk daha diyen devlet görevlilerimizi suçlamalıyız... hazır ara madde açmışken ana düşüncemi de açıklayayım... bu dünya ve özellikle ülkemizin tek ama tek problemi nüfustur... hani eğitimli eğitimsiz diye ayırıyor insanlar nüfusu, ulan az olursa herkesi eğitirsin işte, bak yine nüfus tansiyonum arttı, sakinleşene kadar diğer yoruma kalsın devamı...

varol döken dedi ki...

sakinleştim devam:)

2 b) bekleyenler için yeterli sayıda olmasa da rahat koltuklar, masa, su, çay, kahve var, evet bildiğiniz çay kahve:) gerçi sadece polis'in 165. yıl etkinlikleri reklamı dönse de ve ben ceza'nın artık suç değli sevgi işleyin şarkısını ezberlesem de bir tv var, hatta bir de polis dergisi var... ben öğleden sonra biraz beklerken karıştırdım, çocuklarda şiddet eğilimi hakkında ilginç bilgiler edindim, bir de polis şiiri okudum ki burda paylaşmayayım:)

3- öğleden sonra geldiğimde numaram gelmemişti daha, yine de elli kere gidip geleceğime beklemeyi tercih ettim... gönül ister ki daha hızlı çalışsınlar ama inanın bana o kadar çok bilgisiz, umarsız, araştırmayan insan var ki... şöyle abartayım adam pasaport uzatmaya geliyor ama pasaportu yok:) yani bunlar internette var, mesela ben 3 resmimi hazırlamıştım, fotokopimi çektirip, harcımı yatırıp dekontumu almıştım... 15 gibi geldi bana sıra, 1 kat yukarı çıkıp bu iş için ayrılan odaya girdim ama içerde çok beklemedim, parmak izim alınıp alınmadığını sordular, pasaport alırken alınmıştı dedim ama çıkmadı sistemde, ben de aynen senin gibi orijinal nüsha aldım ama üsküdar'dan tek farkla memurun kendisi verdi 2. nüshayı...

4- parmak izi suretim ve diğer belgelerimle pasaportumu görevliye teslim ettim... eksiğim olmadığı için pazartesi teslim almam için gerekli numaramı verdi ve çıktım... yani sıra numaram bana geldikten sonra toplamda sadece 15 dakika bekledim...

varol döken dedi ki...

pazartesi günü...

1- pazartesi günü için tekrar sıra numarası almam gerektiğini sormuştum çünkü bana verdiği numaranın pasaport alma numarası olduğunu anlamıştım, işte numaraları karıştırmamamın tek nedeni gerçek hayatımda numaracı adamın teki olmamdan kaynaklanıyor... neyse evet dedi pazartesi de sıra numarası alacaksınız... 13.30'dan sonra alabilirsiniz... pazartesi geldiğimde, sıra numaralarının zaten uzatma/yeni pasaport, hazır pasaportu teslim alma, ruhsat/ehliyet gibi bölümlere ayrılmış olduğunu gördüm, takdir ettim... numaramı aldım... gerçi biraz geciktiler bu sefer ama 14.15 gibi sıra bana geldi, yukarı tekrar çıktım, bu sefer içeride 5 dakika bile kalmadım, hazırlanmış pasaportumu aldım ve işime geri döndüm...

yani aslında bu sistemler bazı yerlerde var, insanlar biraz araştırmacı olsa fena da işlemiyor... sistemleri tıkayan yine o insanlar, üsküdar'da koşanlar gibi veya sıra numarası almadan sıraya girenler gibi... buna da ayrıca başka bir örnekle bir sonraki yorumumda değineceğim:)

varol döken dedi ki...

başka bir örnek hollanda konsolosluğu...

schengen vizesi ülkeleri biliyorsunuz randevu sistemine geçtiler... sistemin paralı olması, hatta bu işlerde her adımın paralı olması başka bir yazının konusu... ya babam gibi benden hesap cüzdanı soran ülkeye gitmem diyip mutlu mesut burada kalacaksınız ya da benim gibi sistem önce size sisteme dahil olmak istiyor musunuz sorusunu soruyor, buna evet dediyseniz gerisini saçma bulamazsınız mantığına inanacaksınız...

yine uzatıyorum biliyorum...

neyse işte hollanda için de internetten araştırmamı yaptım, telefonla vize randevumu aldım... internette gerekli bütün bilgiler vardı ki zaten birçoğunu önceki tecrübelerden biliyorum... sırf kendi tembelliğimden bu sabah eksik kalan son 1-2 taneyi de hazırlayıp randevu saatimde konsolosluğa işyerimden yürüyerek (evet o da beyoğlu'nda, evet biraz şanslı olabilirim:) gittim...

şimdi burada yine insan faktörü devreye giriyor... kapıda bir adam ne demek yeni form diye kavga ediyordu... oysa internette açık açık yeni form doldurunuz yazıyor... bana da sordu görevli, evet cevabımı verdim, yine sıra numaramı aldım, 10 dakika içinde sıra geldi, sıra gelmeden, kendisi belgelerimi düzenlememe yardımcı oldu... teşekkür ettim, o da asıl ben teşekkür ederim siz zaten ne güzel düzenlemişsiniz dedi... güzel şeydir teşekkür...

yukarı gişeye gönderdi beni, normalde orada beklememek lazım hiç ama orada da kavga vardı... karı koca birlikte seyahat ediyorlar ama belgeleri yanlış sırayla vermişler... ve daha bir sürü şey... aslında çaldıkları oradaki görevliden çok benim zamanım, çünkü 12'de kapanıyor gişe... yine de ses etmedim çünkü bu seslerin ne kadar büyüdüğünü çok tecrübe etmiş biriyim...

sıra bana gelince, hiç problem yaşamadım, hiçbir ekstra soruyla karşılaşmadım çünkü bu soruların cevapları var zaten internette, sen okumadın diye karşındaki suçlayamazsın... belgelerim alındı, bilgisayara geçildi, ücreti tahsil edildi, karşılıklı teşekkür edildi ve işe geri dönüldü...

mesela orada ups de var ama zorunlu değil... benim işyerim yakın olmasına rağmen sadece pazartesi günleri 14:00-14:30 arasında teslim ettikleri için uğraşmadım...

yani sistem var aslında ama tıkayan insanlar da var... ve maalesef lavabo aç var, insanaç yok:)

varol döken dedi ki...

öyle çok yazmışım ki bari bu kısa kalsın diye koyuyorum, konuyla ilgisi yok:)

kusburnu dedi ki...

epeydir yazmadığım kadar uzun yazdım diye seviniyordum ki yorumlarınla beni solladın geçtin varol :)
çok güldüm okurken allah da seni güldürsün dinimiz amin.
bence de tıkayanlar insanlar zaten, interneti kullanmayı bilmeyen kabzımallar misal. hepsine ekstra kıl olmaktayım. Yarınki pasaportu iade maceramı da başka bir yazıda paylaşırım artıkın.

Fery... dedi ki...

ayyyyy dün akşam pasaportuma bakıp eylül 2010 a kadar geçerli olduğuna sevindiğim ana döndüm... az sevinmişim yupppiiii :)))) bunlarla uğraşmayacak olan ben önümüzdeki hafta bunlarla uğraşmak zorunda olana şimdiden kocaman sabırlar diliyor post un linkini kendisine mail atıyorum :)

bir de söylesenize nereye gidiyorsunuz 23 Nisan tatilinde :)

varol döken dedi ki...

ben amsterdam'a gidiyorum ama amsterdam'a niye gidiyorum inan bilmiyorum...

Fery... dedi ki...

iyidir iyidir Hollanda güzeldir, Utrecht'e de git kanal kenarında gezin benim için :)

Ben de Antakya Halep turu yapacağım, bakalım nasıl olcak??